søndag 20. november 2016

Nazim Piraye vicdan ve digerleri...

“Yeryüzünde hiçbir insan, hiçbir insana benim sana yaptığım kötülüğü yapmamıştır. Bütün bunlara rağmen gel. Sana ‘gel’ diyecek kadar yüzsüz ve alçaksam, ne halt edeyim, öyleyim işte. Fakat gel. Ve benden nefret ederek, beni hor hakir görerek de olsa, beni bir daha yalnız bırakma!” Nazimdan Pirayesine.. 

Piraye bu yakarislari göz ardi edemez gelir aslinda. Yine affeder. Nazimin onu defalarca aldatmasina ve kirmasina ve hayal kirikligina ugratmasina ragmen, evine geri dönebilirsin der. Taaki o hastane kapisindan Munevver girene kadar. Piraye donar kalir, bildigi ama görmezden geldigi gercekle karsi karsiya gelmek belkide gururuna dokunur ve o hastane kapisindan Nazim ve Munevveri geride birakarak cikar. Ve bir daha Nazima asla geri dönmez.

Dunyada insanin basina gelebilecek en aci olaylardan biridir, sevdigin insana karsi guvenini yitirme hayal kirikligi. 

Naziminda, Pirayeninde ikinci evliligidir bu. 1935li yillarda dul ve iki cocuklu bi kadinin bi adama asik olmasini dusunebiliyormusunuz? Butun o mahalle maskilarina karsin yinede evlendi Nazimla ve evlilik basladigi gibi Nazimin hapishane gunleri, aclik grevleri, Pirayeye yazilan siirler ve mektuplar da baslar, taki Nazim gönlunu yitirene kadar...  

Belki Nazim en cok Pirayeyi sevmedi, ona yaptigi haksizliklar yuzunden senelerce vicdan azabi cekti, oyuzden Piraye Nazimda her zaman özel kaldi...

Sokratesin de dedigi gibi buyuk hayallerin kirikliklari da buyuk olur. Nazimi buyuk seven Piraye hayal kirikligiyla nasil basa cikip nefes alabildi? 

Vicdan; "kişiyi kendi davranışlarıyla ilgili olarak bir yargıda bulunmaya yönelten, kişinin kendi ahlak değerleri üzerinde dolaysız ve kendiliğinden yargılama yapmasını sağlayan, kişiye doğruyu ve iyiyi yapma yükümünü de yükleyen içsel güç."

Kimseye veda edemez O, kimse ile vedalasamaz, kapilari asla kapatmaz hep aralik birakir, cunku geri döndugunde o araliktan girebilsin, cunku hic bir zaman gittigi yerde kalamayacagini bilir... 

Nazimin her bir hucresinde bir kadin cigligi, neresine dokunsan bir kadinin izi.. Nazim aslinda hic kimseyi sevmedimi? Nazim belkide aska asikti demisti degerli bi arkadasim. 


Hikayenin birde diger tarafindan bakalim; 

Ya Nazim, Pirayeden hic vazgecmediyse? Ya Munevverin oyunuysa bunlarin hepsi? Tamda Pirayenin hastahanede oldugu anda nasilda giri vermis odaya Munevver? Piraye hic olayi Nazimin agzindan dinlemismidir sizce? Yoksa asiri doz gururdan belkide cok mutlu olacagi bi gelecegini Munevverin oyunlarina mi teslim etmistir? 

mandag 14. november 2016

Hey Epizodik bellek, senin sorunun ne dostum ha?

belki herşeyi yapabilirsin
herşeyi düşünebilirsin içinde
tarafsız olursun anlamaya çalışırsın sorunu
iki taraftan da bakarsın analiz yaparsın derince

ama yok
olmaz hiçbiri

çünkü kıyaslanamazlar
farklı hayatlardaki farklı acılar...

Hafizani sifirlayip tamemen silmek istermiydin? Sifirlanmis bir hafiza ile yeniden baslamaya cesaretin olurmuydu? Ya suandakinden daha iyi bir hayatin olursa? Ya suandaki yaptiklarindan, daha buyuk hatalar yaparsan? Dostoyevski abimiz bu sorulara özet gecmis...

"Ne yaparsan yap, daima pisman öleceksin. Belki yaptiklarindan belkide yapmadiklarindan"

Her zaman insanogluna verilen en güzel hediyenin ”unutmak” oldugunu dusunurdum, yoksa nasil dayanilirdi, hic unutulmasaydi o büyük acilar? Oh Allahtan unutmak diye guzel bir icadimiz var da tekrardan gulmeye deger bulup, kaldigimiz yerden devam ediyoruz hayatimıza. (Unutmus gibimi yapiyoruz acaba?)

Seninkide aci mi? Diyen kafa sesimiz her nekadar, sansli oldugumuz ve sukretmemiz gerektigini dikta edip dursada, ve her nekadar haklilik payi da olsa, ”Acilarin agirligi kiyaslanmaz, herkes kendi tasidigi yuku bilir” demis atalarimiz.
Ama söylede bir gercek varki sacimizin teli agrisa sadece bize ait bi aci icat etmislerde onu yasadigimizi zannederiz, dunyanin sadece kendi etrafimizda döndugunu dusunup, sadece kendimize odaklaniriz, ego tavan yani. Neyse ego mevzusune bugun deyinmeyi dusunmuyorum, bugunku merak konum ”hafiza”.

Ps; Bu arada benim bahsettigim acilar/anilar artci deprem misali, buyuk travmalardan bahsetmiyorum "Evladini yitiren bir Annenin acisi kiyaslanabilirmi diger acilarla? Onlari ayri tutup buyuk saygiyla acilarinin önünde egiliyorum...)

Paplo Neruda da benim gibi isin icinden cikamamis olmali ki kamuoyuna danismis; ”Neler daha agirdir sirtimizda, acilarimiz ya da anilarimiz mi?”
Cevap basit ama kafa karistirici.. Peki deger mi o anilar icin aci cekmeye? Ne deger ne degmez bilmem ama, insan guzel anilar biriktirmeli sırt cantasinda, arkasini dönup baktiginda yuzunde tebessum olusturacak anilar.. 
NO pain NO gain diyede guzel bi soz var pek severim, ønce acisini cekeceksinki sonra sana tatli gelsin. Her ani tebessum ettirmeye bilir, ama onlardan cikartecagimiz tecrubelerle daha saglam adimlar atmamizi saglamazlar mi? Belkide hayatin bize sundugu bir sinav..  

Peki o anilarin acilarini Neden unuturuyoruz, yada unutmuyoruz? Eskici misali mi bu hafiza? eskidikce degerinimi yitiriyo bellegimizdeki anilarimiz? Peki Anilarimizdan mi kurtulmak istiyoruz yoksa onlarin bize verdigi acidan mi? Bu bir rasyonel secimin surecimi? Yoksa anilarimiz eskidigi icin, artik anilarimiz bizi eskisi kadar acitmadigi icin mi, unuttugumuzu zannediyoruz?
Psikolojide anilarimizin biriktirdigimiz bölgeye Epizodik demisler yani anisal bellek, bu bölge bireylerin hatiralarini, anılarını içerir. Kişiler için önemli olan olaylar bu bellekte saklanır. Zaman ilerledikçe buradaki bilgilerin hatırlanması zorlaşabilir. Zaman herseyin ilacidir diye bosuna dememisler yani, tabi gecerken gecirir lafinida unutmamali.

Beynimizin hardiskini yani `Hafiza` kardesi biraz yakindan taniyalim; Psikolojide daha önceden öğrenilmiş bilgiyi hatırlama yeteneğine hafiza derler, sonradan öğrenilen bilginin hafızaya kaydedilirken kullanılan sürece verilen ada kodlama, øgrenilen bilgilerin hafizada tutulma islemine ise saklama deniliyo.

Hafizamizi 3 bellege bölmusler, duyusal bellek, kisa sureli bellek ve uzun sureli bellek..

Yani bilgileri tutma süresi birkaç dakikadan daha kısa olan belleğe kısa süreli bellek diyolar.
Bu süre içinde belleğin üç aşaması olan kodlama, depolama ve geriye getirme aşamaları gerçekleşir. Bu bellekte algılama yoluyla meydana gelen bilginin çok sınırlı miktarı tutulur. Kısa süreli bellekte aksamalar, hatalar daha çok olur.  Kısa süreli belleğin önemli özelliklerinden biri de, unutma olduktan sonra çağrışım ve hatırlamanın söz konusu olmamasıdır.  Artık o bilginin izine rastlanamaz. (Muhtemelen sinavlardan önce ben buralarda dolaniyordum)

Bundan sonrasi internetten derleme;

Duyusal Bellek : Duyusal bellek ya da duyusal kayıt bilgilerin ilk geldiği yerdir. Duyusal depoda yer alan girdilerin tümü,  duyusal mekanizmalar (göz,kulak vb) yoluyla edinilen bilgilerdir. Çevreden gelen uyarıcılar alıcılar tarafından alınarak duyulara kayıt edilir.
Duyusal kayıt süresi çok kısadır. Sokakta duyduğumuz bir korna sesinin, kesildikten sonra bile bir süre kulağımızda yankılanması;  televizyondaki canlı bir görüntünün değiştikten hemen sonra bile gözümüzde canlanmaya devam etmesi duyusal belleği örneklendirir.

Uzun sureli bellek : Öğrenilmiş olan bilgileri tutma süresi birkaç dakikadan başlayarak insanın tüm yaşamı boyunca sürebilen belleğe uzun süreli bellek denir. Uzun süreli belleğe alınan bilgi uzun zaman aralığında hatırda kalır ve unutulmaz. Uzun Süreli Bellek Kapasitesi sınırsız olan, bilgilerin uzun süre kaldığı bellektir. Buradaki bilgiler şemalar şeklindedir. 3 tür uzun süreli bellek vardır. Bunlar;

Anlamsal (Semantik) Bellek: Kişinin çevre ile ilgili genel bilgilerinden oluşur. Kavramlar, kurallar ve olgular burada depolanır.

İşlemsel (Prosedürel) Bellek: Bir işlemin nasıl yapıldığıyla ilgili bilgiler burada bulunur. Buradaki bilgileri sözlü olarak ifade etmek zordur. (Açık olmayan hafıza: implicit). İşlemlerin oluşması burada uzun zaman alır. Oluştuktan sonra işlemleri hatırlamak çok kolaydır. Yuzmek, araba kullanmak, dans etmek gibi.

Belleğin Güçlendirilmesi
– Belleği daha güçlü yapma yollarından biri, “hatırda tutma” tekniğidir. Bu teknikte yeni bilgiler eski anılara kodlanabilir, bazı kelime ve kavramlar tekerlemelerle bellekte tutulabilir.
– Daha iyi bir öğrenme için gerekli koşullar belleğin güçlenmesinde de etkilidir.
– Tekrar, unutmayı azaltarak belleği güçlendirir. Aralıklı tekrarlar belleğe kalıcılığı artırır.

– Öğrenilen meteryaller arasında benzerlikler kurma belleği güçlendirir.

onsdag 2. november 2016

Benim hipokampüsum prematüre doğmuş

Benim hipokampüsum premature dogmus…
”Yasadigi yeri  terk etme arzusundaki insan mutsuz bir insandir” Milan Kundera
Ben kendimle tanistigimdan bu yana hep biryerlere gitme arzusundayim, ne yani mutsuzmuyum ben simdi? Bunu arastirmak icin google tikladim ve karsima cikan basliklar aynen assadakiler gibiydi;
Mutlulugun recetesi…
Mutlu olmanin sirlari
Mutlu olmak icin edilecek dualar
Bu liste uzar gider, ölumsuzlugu buluruzda mutlu olmanin sirrini bulamayiz gibi, mutluluk nedir yenirmi icilirmi? Kokusu varmidir? Abidin bile mutlulugun resmini cizememis ki, biz zavalli human patientsler nasil bulup birde uzerine resmini cizicez. 
Uzaktan seslerinizi duyar gibiyim evet haklisiniz mutluluk göreceli bisey, mutluluk sevdiklerinizle zaman gecirdiginiz, sevdiginiz seyleri yaptiginiz an`lardan olusan bi duygu patlamasidir, tamamda kac dakika sürer bu big bang olayi? 
Mutsuzlugun bir sonraki evresi buhram ve depresyon, hadi gelin depresyona kisa ve yuzeysel gi göz atalim..
Depresyon yeni neslin simarikligindan dogan sacmaliklardan olusan boslukmudur? Afrikali bi cocuk depresyondamidir mesela? Suriyeye bombalar yagarken her gece durmadan sevisen insanlar depresyondamidir? Ulan herseyimiz var bi mutlulugumuzmu yok? Neden yok? Nicin yok? Babam boyle pasta yapmayi ögrenene kadar, neden depresyonsuz pasta yapmayi ögretmedi?
Bi kac teori uretilmis insanoglunun neden mutsuz ve depresif olduguna dair söyleki;  Inancliysan Yaradandan uzaklastigin icindir, inanmiyosan tabiat ana sana kusmustur senin haberin yoktur. Ayagin tasa degse kalbini yoklicaksindir. E-psikiyatriye görede diger kisisel problemlerden olusan mental hastaliklardan olusan sacma salak bisey.  
Ha birde basimiza hipokampus cikti, nasilmi? Arastirmalara göre hipokampusu kucuk olan insanlarda depresyona yatkinlik daha fazlaymis.
Hipokampus anilarin depolanmasi icin gerekli olan beynin kucuk bir parcasi digerlerine oranla depresyon gecmisi olanlarda daha kucuktur. Daha kucuk hipokampusun daha az serotonin reseptøru vardir. Yani benim hipokampusum kucuk diyemi bunlarin hepsi? Ne yer ne icer lan bu hipokampus ona gøre buyutelim su cocugu gøzunu seveyim.
Depresyondayken yapilmasi gereken 10 seyin listesinide vermicem size, cunku oyle bir recete yok, kendi icindeki kafandaki o sorunu bulup ona yonelik cozumler uretmek senin elinde. Sevdiklerimizle zaman gecirip zaten mutlu oluruzda, sevmediklerimizle nasil mutlu olup bu durumla basa cikariz onu cözumlendirmeye calisilmali. Sonuc itibariyle, kesin olan sey ise depresyonun bircok faktørun katkida bulundugu karmasik bir hastalik oldugudur  
Kisacasi 7/24 mutluda olunmazki zirvede birakmak lazim bazende. Bir meyvenin olusup olgunlasmasi icin, o agacin bir surecten gecmesi gerekir. Agacin o meyveyi olusturmasi icinse 4 mevsimin yaninda, yagmurunada, karinada, ruzgarinada, gunesinede ihtiyaci vardir. Insanlar icinde gecerlidir bu. Yasadiginiz zorluklardan en iyi tecrubeleri edinip, yola daha degismis, daha guclu ama muhtemelen icten ice daha kirilgan kosar adimlarla ilerlemeli. Yoruldugunda bir durakta dinlenmeyide bilmeli. 

"Zenginlerin hipokampusu fakirlerin hipokampusunden büyükmüdür?" Sosioekonomiyi takiyormudur bu hipo denen küçük kardeş?"

lørdag 29. oktober 2016

Saflik ve iyilik arasindaki ince cizgi

”Insani en cok yipratan sey iyi niyettir.” Oscar Wilde

"Kötüyü ve yanlisi affedecek kadar iyi olsan da, asla ve asla onlara bir sans daha verecek kadar saf olma" demis Tom Robbins abimiz haksizda sayilmazmis aslinda...

”Ayni evrende yasamamali cellatlar ve cocuklar. Ya ölmeli cellatlar, ya da hic dogmamali cocuklar” Che Guavera


"Insan kendi degerini kendi belirler" Sibelius


Bu guzel sözlerden sonra su saflik ve iyilik cizgisini bir de wikipedia gözluklerinden bakalim..


Tam olarak nereden gectigi Isvicreli bilim adamlar tarafindan hala arastirilsada muhtemelen Ekvator`dan bi durak önce. Saf-iyilik; Dogu ve bati yarumkureleri birbrinden ayiran hayali bir dairesel hattir. Dogu ve bati kutup noktalarina esit uzaklikta olan noktalarin birlestirilmesiyle elde edilen cizgidir. Safligin enlemi tanim geregi Zero`dur. Yerkurenin saflik uzunlugu sonsuz km`dir.


Isin geyigini bi tarafa birakirsak, saflik ve iyilik cizgisini tamda karsinizdaki insanin size olan tutumu, size duydugu sevgi ve saygi ile alakali olan bir cizgidir. Size deger veren bir insan siz ona ne yaparsaniz nasil davranirsaniz davranin, kiymetli gelecektir. Nasilmi gelin biraz cevremizdeki insanlarin hal ve hareketlerini gozlemleyerek bunu anlamlandirmaya calisalim.


Soyle bir goz gezdirip biraz hafizamizi yoklarsak karsimizdaki insanin yaptiklari hal ve hareketlerle sizi safmi yoksa deger verdigi bir birey olarakmi gordugunu anlayabiliriz. Sizin her yaptiginizi kendi cikarlari cercevesinde degilde sizide o cerceveye katiyosa bilinki siz onun icin degerli bir arkadas degerli bir insansiniz.


Madalyonun bir diger yuzune bakarsak karsinizdaki insan sizin ona bictiginiz degerin cok altinda bir deger bicip size o degerle yaklasiyosa, o zaman kusura bakmayin ama bir numarali saf ve salak seviyesine hos geldiniz demektir. Cunku ne yaparsaniz yapin karsinizdakine hic bir degeriniz olmayip aksine dalga konusu dahi olabilirsiniz.


Ideolojilerinizden biriside iyi ve yardim sever bir insan olmaksa, off cok kotu bittiniz siz.
Bu ideolojisinize genellemeden cikartip degerinizi anlayanlari ekleseniz ya? Yok efendim ozaman etik anlayisimiza ters diyip bi humanistligi oynamalar felan. iste saflik dedigimiz mertebenin zirvesidir. Yerim sizin etik anlayisinizi, karsinizdaki insan sizi saflik mertebesinin nirvanasina cikartti haberiniz yok, hazir nirvanaya cikmisken gunese selam cakmadan donmeyin ayip olmasin. NAMASTE gunes kardes!


Tamam tamam siz iyilik yapip denize atin o birgun sizi bulur atasozleriyle kendinizi avuta durun ben bir sonraki duraga gidiyorum.



PS! Gelmisine gecmisine ve kendi safliginizin gelmis ve gecmisine herzaman saydirip sövebilirsiniz bunu yapmak icin asla gec kalmis sayilmazsiniz. Baskasi degil kendi degerinizi kendiniz bilin ;)