belki herşeyi
yapabilirsin
herşeyi
düşünebilirsin içinde
tarafsız olursun
anlamaya çalışırsın sorunu
iki taraftan da
bakarsın analiz yaparsın derince
ama yok
olmaz hiçbiri
çünkü
kıyaslanamazlar
farklı
hayatlardaki farklı acılar...
Hafizani
sifirlayip tamemen silmek istermiydin? Sifirlanmis bir hafiza ile yeniden
baslamaya cesaretin olurmuydu? Ya suandakinden daha iyi bir hayatin olursa? Ya
suandaki yaptiklarindan, daha buyuk hatalar yaparsan? Dostoyevski abimiz bu
sorulara özet gecmis...
"Ne yaparsan yap, daima pisman
öleceksin. Belki yaptiklarindan belkide yapmadiklarindan"
Her zaman
insanogluna verilen en güzel hediyenin ”unutmak” oldugunu dusunurdum, yoksa
nasil dayanilirdi, hic unutulmasaydi o büyük acilar? Oh Allahtan unutmak diye
guzel bir icadimiz var da tekrardan gulmeye deger bulup, kaldigimiz yerden
devam ediyoruz hayatimıza. (Unutmus gibimi yapiyoruz acaba?)
Seninkide aci
mi? Diyen kafa sesimiz her nekadar, sansli oldugumuz ve sukretmemiz gerektigini
dikta edip dursada, ve her nekadar haklilik payi da olsa, ”Acilarin agirligi
kiyaslanmaz, herkes kendi tasidigi yuku bilir” demis atalarimiz.
Ama söylede bir
gercek varki sacimizin teli agrisa sadece bize ait bi aci icat etmislerde onu yasadigimizi
zannederiz, dunyanin sadece kendi etrafimizda döndugunu dusunup, sadece
kendimize odaklaniriz, ego tavan yani. Neyse ego mevzusune bugun deyinmeyi
dusunmuyorum, bugunku merak konum ”hafiza”.
Ps; Bu arada
benim bahsettigim acilar/anilar artci deprem misali, buyuk travmalardan
bahsetmiyorum "Evladini yitiren bir Annenin acisi kiyaslanabilirmi diger
acilarla? Onlari ayri tutup buyuk saygiyla acilarinin önünde egiliyorum...)
Paplo Neruda da
benim gibi isin icinden cikamamis olmali ki kamuoyuna danismis; ”Neler daha
agirdir sirtimizda, acilarimiz ya da anilarimiz mi?”
Cevap basit ama
kafa karistirici.. Peki deger mi o anilar icin aci cekmeye? Ne deger ne degmez
bilmem ama, insan guzel anilar biriktirmeli sırt cantasinda, arkasini dönup
baktiginda yuzunde tebessum olusturacak anilar..
NO pain NO gain
diyede guzel bi soz var pek severim, ønce acisini cekeceksinki sonra sana tatli
gelsin. Her ani tebessum ettirmeye bilir, ama onlardan cikartecagimiz
tecrubelerle daha saglam adimlar atmamizi saglamazlar mi? Belkide hayatin bize
sundugu bir sinav..
Peki o anilarin
acilarini Neden unuturuyoruz, yada unutmuyoruz? Eskici misali mi bu hafiza?
eskidikce degerinimi yitiriyo bellegimizdeki anilarimiz? Peki Anilarimizdan mi
kurtulmak istiyoruz yoksa onlarin bize verdigi acidan mi? Bu bir rasyonel
secimin surecimi? Yoksa anilarimiz eskidigi icin, artik anilarimiz bizi eskisi
kadar acitmadigi icin mi, unuttugumuzu zannediyoruz?
Psikolojide anilarimizin biriktirdigimiz bölgeye Epizodik
demisler yani anisal bellek, bu bölge bireylerin hatiralarini, anılarını
içerir. Kişiler için önemli olan olaylar bu bellekte saklanır. Zaman
ilerledikçe buradaki bilgilerin hatırlanması zorlaşabilir. Zaman herseyin ilacidir
diye bosuna dememisler yani, tabi gecerken gecirir lafinida unutmamali.
Beynimizin
hardiskini yani `Hafiza` kardesi biraz yakindan taniyalim; Psikolojide daha
önceden öğrenilmiş bilgiyi hatırlama yeteneğine hafiza derler, sonradan öğrenilen bilginin hafızaya kaydedilirken
kullanılan sürece verilen ada kodlama,
øgrenilen bilgilerin hafizada tutulma islemine ise saklama deniliyo.
Hafizamizi 3
bellege bölmusler, duyusal bellek, kisa sureli bellek ve uzun sureli bellek..
Yani bilgileri
tutma süresi birkaç dakikadan daha kısa olan belleğe kısa süreli bellek
diyolar.
Bu süre içinde
belleğin üç aşaması olan kodlama, depolama ve geriye getirme aşamaları
gerçekleşir. Bu bellekte algılama yoluyla meydana gelen bilginin çok sınırlı
miktarı tutulur. Kısa süreli bellekte aksamalar, hatalar daha çok olur. Kısa süreli belleğin önemli özelliklerinden
biri de, unutma olduktan sonra çağrışım ve hatırlamanın söz konusu
olmamasıdır. Artık o bilginin izine
rastlanamaz. (Muhtemelen sinavlardan önce ben buralarda dolaniyordum)
Bundan sonrasi
internetten derleme;
Duyusal
Bellek : Duyusal bellek ya
da duyusal kayıt bilgilerin ilk geldiği yerdir. Duyusal depoda yer alan
girdilerin tümü, duyusal mekanizmalar
(göz,kulak vb) yoluyla edinilen bilgilerdir. Çevreden gelen uyarıcılar alıcılar
tarafından alınarak duyulara kayıt edilir.
Duyusal kayıt
süresi çok kısadır. Sokakta duyduğumuz bir korna sesinin, kesildikten sonra
bile bir süre kulağımızda yankılanması;
televizyondaki canlı bir görüntünün değiştikten hemen sonra bile
gözümüzde canlanmaya devam etmesi duyusal belleği örneklendirir.
Uzun
sureli bellek : Öğrenilmiş
olan bilgileri tutma süresi birkaç dakikadan başlayarak insanın tüm yaşamı
boyunca sürebilen belleğe uzun süreli bellek denir. Uzun süreli belleğe alınan
bilgi uzun zaman aralığında hatırda kalır ve unutulmaz. Uzun Süreli Bellek
Kapasitesi sınırsız olan, bilgilerin uzun süre kaldığı bellektir. Buradaki
bilgiler şemalar şeklindedir. 3 tür uzun süreli bellek vardır. Bunlar;
Anlamsal
(Semantik) Bellek: Kişinin
çevre ile ilgili genel bilgilerinden oluşur. Kavramlar, kurallar ve olgular
burada depolanır.
İşlemsel
(Prosedürel) Bellek: Bir
işlemin nasıl yapıldığıyla ilgili bilgiler burada bulunur. Buradaki bilgileri
sözlü olarak ifade etmek zordur. (Açık olmayan hafıza: implicit). İşlemlerin
oluşması burada uzun zaman alır. Oluştuktan sonra işlemleri hatırlamak çok
kolaydır. Yuzmek, araba kullanmak, dans etmek gibi.
Belleğin
Güçlendirilmesi
–
Belleği daha güçlü yapma yollarından biri, “hatırda tutma” tekniğidir. Bu
teknikte yeni bilgiler eski anılara kodlanabilir, bazı kelime ve kavramlar
tekerlemelerle bellekte tutulabilir.
–
Daha iyi bir öğrenme için gerekli koşullar belleğin güçlenmesinde de etkilidir.
–
Tekrar, unutmayı azaltarak belleği güçlendirir. Aralıklı tekrarlar belleğe
kalıcılığı artırır.
–
Öğrenilen meteryaller arasında benzerlikler kurma belleği güçlendirir.
Ingen kommentarer:
Legg inn en kommentar
Merk: Bare medlemmer av denne bloggen kan legge inn en kommentar.